ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye ordusunun terör örgütü YPG/PKK ve SDG oluşumuna yönelik başlattığı operasyon süreciyle ilgili olarak, "SDG'nin sahadaki birincil anti-DEAŞ gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir" ifadesini kullandı.
Haber Giriş Tarihi: 20.01.2026 19:35
Haber Güncellenme Tarihi: 20.01.2026 19:43
Kaynak:
Bursada Bugün
Suriye ordusunun terör örgüyü YPG/PKK ve SDG uzantılarına yönelik başlattığı operasyonla ilgili ABD'den kritik bir açıklama geldi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, terör örgütü YPG/PKK'nın, DEAŞ terör örgütüne yönelik birincil tehdit gücü olma rolü ve amacının artık sona erdiğini dile getirdi.
ABD'DEN KRİTİK AÇIKLAMA: "ARTIK SONA ERDİ"
Suriye'de son günlerde yaşanan süreci değerlendiren Barrack, "Son gelişmeler, ABD'nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir" dedi. Barrack açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
BARRACK "KÜRTLER İÇİN EN BÜYÜK FIRSAT, ŞARA LİDERLİĞİNDEKİ GEÇİŞ SÜRECİNDE YATMAKTADIR"
"Suriye'deki Kürtler için şu andaki en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümet döneminde, Esad sonrası geçiş sürecinde yatmaktadır.
Bu an; birçok Kürdün vatansızlık, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı Beşar Esad rejimi altında uzun süredir reddedilen vatandaşlık hakları, kültürel korumalar ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunmaktadır.
"ARTIK GÜÇLÜ SURİYE YÖNETİMİ VAR, BU DURUM ABD-SDG ORTAKLIĞININ MANTIĞINI DEĞİŞTİRMEKTEDİR"
Tarihsel olarak, Suriye'nin kuzeydoğusundaki ABD askeri varlığı öncelikle DEAŞ ile mücadele ortaklığı olarak gerekçelendirilmişti. Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 2019 yılına kadar DEAŞ'ın bölgesel halifeliğini yenilgiye uğratmada ve binlerce DEAŞ savaşçısı ile aile üyesini El-Hol ve El-Şeddadi gibi hapishane ve kamplarda tutmada en etkili kara ortağı olduğunu kanıtladı.
O dönemde ortaklık kurulacak işleyen bir merkezi Suriye devleti yoktu; Esad rejimi zayıflamıştı, tartışmalı bir durumdaydı ve İran ile Rusya ile olan ittifakları nedeniyle DEAŞ'a karşı uygulanabilir bir ortak değildi.
Bugün durum temelden değişmiştir.
Suriye artık (2025 sonlarında 90. üye olarak) DEAŞ'ı Yenmek İçin Küresel Koalisyon'a katılan, Batı'ya yönelme ve terörle mücadelede ABD ile iş birliği sinyali veren, tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir.
Bu durum, ABD-SDG ortaklığının mantığını değiştirmektedir: Şam'ın artık DEAŞ gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır olmasıyla, SDG'nin sahadaki birincil anti-DEAŞ gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir.
"ABD'NİN UZUN SÜRELİ ASKERİ VARLIKTA BİR ÇIKARI YOKTUR"
Son gelişmeler, ABD'nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir:
18 Ocak'ta imzalanan bir entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak ve zamanında, barışçıl bir uygulama için net bir yol belirlemek amacıyla Suriye Hükümeti ve SDG liderliği ile kapsamlı görüşmeler yaptık.
Anlaşma; SDG savaşçılarının ulusal orduya (en tartışmalı konular arasında yer alan bireysel katılım şeklinde) entegre edilmesini, kilit altyapıların (petrol sahaları, barajlar, sınır kapıları) devredilmesini ve DEAŞ hapishaneleri ile kamplarının kontrolünün Şam'a bırakılmasını öngörmektedir.
ABD'nin uzun süreli askeri varlıkta bir çıkarı yoktur; önceliği ayrılıkçılığı veya federalizmi desteklemeden DEAŞ kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ulusal birliği ilerletmektir.
Bu durum Kürtler için eşsiz bir pencere açmaktadır: Yeni Suriye devletine entegrasyon; tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürü için anayasal korumalar (örneğin Kürtçe eğitim, Nevruz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve yönetime katılım gibi, SDG'nin iç savaş kaosu ortasında sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde imkanlar sunmaktadır.
Riskler (örneğin kırılgan ateşkesler, zaman zaman yaşanan çatışmalar, sertlik yanlılarına dair endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki mağduriyetleri yeniden gündeme getirme arzusu) devam etse de, Amerika Birleşik Devletleri Kürt hakları ve DEAŞ ile mücadele iş birliği konusunda güvenceler için baskı yapmaktadır.
Alternatif olan uzun süreli ayrılık, istikrarsızlığa veya DEAŞ'ın yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir. ABD diplomasisi tarafından desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil etmektedir.
Suriye'de Amerika Birleşik Devletleri şu konulara odaklanmıştır:
1) Şu anda SDG tarafından korunan ve DEAŞ mahkumlarının tutulduğu hapishane tesislerinin güvenliğini sağlamak;
2) SDG'nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye'deki Kürt nüfusunun tarihi, tam bir Suriye vatandaşlığına siyasi katılımına izin vermek için SDG ile Suriye Hükümeti arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
YPG'ye ABD'den darbe üstüne darbe!
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye ordusunun terör örgütü YPG/PKK ve SDG oluşumuna yönelik başlattığı operasyon süreciyle ilgili olarak, "SDG'nin sahadaki birincil anti-DEAŞ gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir" ifadesini kullandı.
Suriye ordusunun terör örgüyü YPG/PKK ve SDG uzantılarına yönelik başlattığı operasyonla ilgili ABD'den kritik bir açıklama geldi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, terör örgütü YPG/PKK'nın, DEAŞ terör örgütüne yönelik birincil tehdit gücü olma rolü ve amacının artık sona erdiğini dile getirdi.
ABD'DEN KRİTİK AÇIKLAMA: "ARTIK SONA ERDİ"
Suriye'de son günlerde yaşanan süreci değerlendiren Barrack, "Son gelişmeler, ABD'nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir" dedi. Barrack açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
BARRACK "KÜRTLER İÇİN EN BÜYÜK FIRSAT, ŞARA LİDERLİĞİNDEKİ GEÇİŞ SÜRECİNDE YATMAKTADIR"
"Suriye'deki Kürtler için şu andaki en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümet döneminde, Esad sonrası geçiş sürecinde yatmaktadır.
Bu an; birçok Kürdün vatansızlık, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı Beşar Esad rejimi altında uzun süredir reddedilen vatandaşlık hakları, kültürel korumalar ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunmaktadır.
"ARTIK GÜÇLÜ SURİYE YÖNETİMİ VAR, BU DURUM ABD-SDG ORTAKLIĞININ MANTIĞINI DEĞİŞTİRMEKTEDİR"
Tarihsel olarak, Suriye'nin kuzeydoğusundaki ABD askeri varlığı öncelikle DEAŞ ile mücadele ortaklığı olarak gerekçelendirilmişti. Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), 2019 yılına kadar DEAŞ'ın bölgesel halifeliğini yenilgiye uğratmada ve binlerce DEAŞ savaşçısı ile aile üyesini El-Hol ve El-Şeddadi gibi hapishane ve kamplarda tutmada en etkili kara ortağı olduğunu kanıtladı.
O dönemde ortaklık kurulacak işleyen bir merkezi Suriye devleti yoktu; Esad rejimi zayıflamıştı, tartışmalı bir durumdaydı ve İran ile Rusya ile olan ittifakları nedeniyle DEAŞ'a karşı uygulanabilir bir ortak değildi.
Bugün durum temelden değişmiştir.
Suriye artık (2025 sonlarında 90. üye olarak) DEAŞ'ı Yenmek İçin Küresel Koalisyon'a katılan, Batı'ya yönelme ve terörle mücadelede ABD ile iş birliği sinyali veren, tanınmış bir merkezi hükümete sahiptir.
Bu durum, ABD-SDG ortaklığının mantığını değiştirmektedir: Şam'ın artık DEAŞ gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır olmasıyla, SDG'nin sahadaki birincil anti-DEAŞ gücü olma yönündeki asıl amacı büyük ölçüde sona ermiştir.
"ABD'NİN UZUN SÜRELİ ASKERİ VARLIKTA BİR ÇIKARI YOKTUR"
Son gelişmeler, ABD'nin ayrı bir SDG rolünü uzatmak yerine bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir:
18 Ocak'ta imzalanan bir entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak ve zamanında, barışçıl bir uygulama için net bir yol belirlemek amacıyla Suriye Hükümeti ve SDG liderliği ile kapsamlı görüşmeler yaptık.
Anlaşma; SDG savaşçılarının ulusal orduya (en tartışmalı konular arasında yer alan bireysel katılım şeklinde) entegre edilmesini, kilit altyapıların (petrol sahaları, barajlar, sınır kapıları) devredilmesini ve DEAŞ hapishaneleri ile kamplarının kontrolünün Şam'a bırakılmasını öngörmektedir.
ABD'nin uzun süreli askeri varlıkta bir çıkarı yoktur; önceliği ayrılıkçılığı veya federalizmi desteklemeden DEAŞ kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ulusal birliği ilerletmektir.
Bu durum Kürtler için eşsiz bir pencere açmaktadır: Yeni Suriye devletine entegrasyon; tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürü için anayasal korumalar (örneğin Kürtçe eğitim, Nevruz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve yönetime katılım gibi, SDG'nin iç savaş kaosu ortasında sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde imkanlar sunmaktadır.
Riskler (örneğin kırılgan ateşkesler, zaman zaman yaşanan çatışmalar, sertlik yanlılarına dair endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki mağduriyetleri yeniden gündeme getirme arzusu) devam etse de, Amerika Birleşik Devletleri Kürt hakları ve DEAŞ ile mücadele iş birliği konusunda güvenceler için baskı yapmaktadır.
ABD'NİN YENİ DÖNEMDEKİ SURİYE POLİTİKASINI AÇIKLADI
Alternatif olan uzun süreli ayrılık, istikrarsızlığa veya DEAŞ'ın yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir. ABD diplomasisi tarafından desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil etmektedir.
Suriye'de Amerika Birleşik Devletleri şu konulara odaklanmıştır:
1) Şu anda SDG tarafından korunan ve DEAŞ mahkumlarının tutulduğu hapishane tesislerinin güvenliğini sağlamak;
2) SDG'nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye'deki Kürt nüfusunun tarihi, tam bir Suriye vatandaşlığına siyasi katılımına izin vermek için SDG ile Suriye Hükümeti arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak.
Kaynak: Bursada Bugün
İletişim Başkanı Duran 'Kara Ocak' şehitlerini andı
Göztepe, Fenerbahçe maçının hazırlıklarına başladı
Mathias Lovik, Trabzonspor'da ilk antrenmanına çıktı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan heyetini kabul etti
Oktay Yılmaz’dan su zammına sert çıkış: 2 yıl sonra mı söylüyorsunuz?
Bozbey ile Özel bir araya geldi
DEM Parti, grup toplantısını Nusaybin'de yaptı
Bakan Güler, ABD Savaş Bakanı Hegseth ile görüştü
Merkezi yönetim brüt borç stoku 13 trilyon 656,1 milyar lira oldu
Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede KAŞİF dönemi
Güney Afrika'daki sellerde 37 kişi yaşamını yitirdi
Bursa'da çevreyi kirletenler kameralara yakalandı! Cezadan kaçamadılar...
Arkadaşlar arasındaki şakalaşma cinayetle bitti! Bıçaklayarak katletti...
İnsanları Ay'a götürecek NASA'nın Artemis 2 görevi için geri sayım başladı
Bursa'da mesleki eğitimin dünü, bugünü ve geleceği masaya yatırıldı!