SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursalı milli futbolcudan Bursaspor itirafı!

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Bournemouth forması giyen Bursalı milli futbolcu Enes Ünal, "2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar" projesinin altıncı konuğu olarak özel açıklamalarda bulundu. A Milli Takım'ın çok iyi bir kadroya sahip olduğunu söyleyen Ünal, bu ekibin Dünya Kupası'na gideceğine inandığını belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 26.03.2026 10:15
Haber Güncellenme Tarihi: 26.03.2026 10:17
Kaynak: Bursada Bugün
Bursalı milli futbolcudan Bursaspor itirafı!

İngiltere Premier Lig ekiplerinden AFC Bournemouth forması giyen Bursalı milli futbolcu Enes Ünal, "2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar" projesinin altıncı konuğu oldu. Ünal, A Milli Takım'ın potansiyeline inandığını belirterek Dünya Kupası hedefini dile getirdi.

Premier Lig, Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Şampiyonası gibi organizasyonların çok üst düzey olduğunu ancak Dünya Kupası'nın herkesin bulunmak istediği yer olduğunu dile getiren 28 yaşındaki ünlü futbolcu, "Herkesin hayali Dünya Kupası. Bir futbolcunun ulaşabileceği en yüksek yer. Ülkeni temsil ediyorsun. Milli takımın durumu çok iyi. çok formda oyuncularımız var, yıldızlarımız var, savaşçılarımız var. Uzun süredir orada olamadım. Sakatlıklar yaşadım. Ama kadro çok değişmedi. Onlarla birlikte aynı ortamda çok bulundum. Birbirini seven, birbirine bağlı, güzel işler yapmak isteyen, ülke futboluna seviye atlatmak isteyen bir takımımız var. Milli takımımız kesinlikle Dünya Kupası'na gidebilir. Kura şansı olmasa direkt de gidebilirdik. İspanya bence şu anda dünyanın en iyisi. Ama güzel bir kura çekildi. İyi takımlara karşı, küçümsenmemesi gereken takımlara karşı oynayacağız. Modern futbol çok gelişti, her ülkenin takımı sıkıntı çıkarabiliyor. Hocamız zaten bu konuda çok iyi, taviz vereceğini düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.

"2002'NİN VE 2008'İN GÖRÜNTÜLERİ BENİ HEP MOTİVE EDER"

A Milli Takım Kaptanı Hakan Çalhanoğlu'nun çekilen bir belgeselde maç öncesinde sakatlıkları bulunan Enes Ünal ve Ozan Kabak için kazanmaları gerektiğini takım arkadaşlarına söylediği görüntüyle ilgili konuşan Enes Ünal, bu durumun kendisi için çok güzel olduğunu vurguladı.

Kendisinin de görüntüyü belgeselde yeni izlediğini belirten 28 yaşındaki futbolcu, "Bunu düşünmeleri çok güzel. Kalben ve ruhen onlarla olduğumuzu bilmeleri çok güzel. Kaptan zaten müthiş insan. Çok güzel bir duyguydu. Milli takımda son yıllarda çok iyi ortam oluştu. Güzel bir iskelet oluştu. Bu ortama giren de takımın parçası olarak giriyor. Genç oyuncular için çok iyi. Milli takım biraz göz korkutabilir. Genç oyuncular için böyle bir kampa girmek çok rahatlatıcı ve motive edici." diye konuştu.

A Milli Takım'ın Dünya Kupası ve Avrupa şampiyonalarına sürekli katılması gerektiğini, bunun için de iyi bir oyuncu havuzuna sahip olduğunu belirten Enes Ünal, şöyle devam etti:

"Biz bence Belçika değiliz. Belçika futbol eğitimi konusunda çok iyi ama nüfusu İstanbul'dan az. Eşim Belçikalı, babasıyla futbol konuşuyoruz. Hiç memnun değil milli takımın durumundan. Gelen oyuncuların zayıflığından, havuzun küçüklüğünden bahsediyor. Büyük nüfusu olan, futbolu çok seven bir ülkeyiz. Bizim artık 'Jenerasyon yakaladık.' söyleminden çıkmamız gerekiyor. Bizim jenerasyonumuzun sürekli olması lazım. Turnuvalara abone olmamız lazım. 2-3 turnuvaya gitmiyoruz, sonra turnuvaya gidince final oynama beklentisi oluyor. Biz hiç final oynamamışız, kupa kazanmamışız, sürekli turnuva kaçırıyoruz, nasıl böyle bir beklenti oluyor? 2002'nin ve 2008'in görüntüleri beni hep motive eder. Genç oyunculara bunları izletmemiz lazım ama bunun sürdürülmesi lazım. Sürekli Dünya Kupası'na, Avrupa Şampiyonası'na gitmemiz lazım. Zor ama sürekli olması gerekiyor. Gidemeyince de kırılma olmaması lazım. Sadece Dünya Kupası'nı kazanınca mı iyi olacaksın? Mesela İngiltere'nin kaç kez iyi jenerasyonu oldu ama hepsi hayal kırıklığı oldu."

A Milli Takım'ın Dünya Kupası'na katılması durumunda aynı grupta yer alacağı ABD, Paraguay ve Avustralya'yı da değerlendiren Enes Ünal, "Zor ve keyifli bir grup. Zaten Dünya Kupası'nda kolay grup olacağını düşünen varsa şaşkına döner. ABD Milli Takımı kaptanlarından birisi bizim takımda, Tyler Adams. Paraguay'ın stoperi Omar iyi arkadaşım. İzlediğim maçları var. Nasıl oynadıklarını biliyorum. Avustralya için de çok diri ve sağlam takım deniliyor. Ama Tyler ve Omar'la konuştuğumuzda, kafa kafaya bir grup olacağını konuşuyoruz. 1. sırada olabilir, 4. sırada olabilir. Herkes herkesi yenebilir, herkes herkese kaybedebilir. Güzel bir grup olacak." açıklamasını yaptı.

"DÜNYANIN EN ÖZEL VE EN GÜZEL DUYGUSU"

A Milli Takım formasıyla bugüne kadar 34 maça çıkan Enes Ünal, kadroya ilk çağrıldığı dönemi unutamadığını söyledi.

İlk milli takım kampının çok güzel geçtiğinin altını çizen golcü oyuncu, "Şimdi çok genç bir takımımız var. Ben o dönem gittiğimde 17 yaşındaydım. Herhalde bana en yakın Serdar Aziz abi vardı. İyi ki vardı. Ben daha küçücük çocuktum. Hollanda'ya karşı oynamıştık. Burak abi atmıştı, 1-1 berabere bitmişti. Sonra da Lüksemburg maçı oynandı. İlk milli maçımdı. Fatih hoca vardı. Sağ olsun beni hep takip ediyordu, bana bir hediye gibiydi. Çok güzel bir tecrübeydi. 12-13 sene geçti, bütün yaşananları hala dün gibi hatırlıyorum. Dünyanın en özel ve en güzel duygusu. Milli takım her zaman böyle. Kulüpte mutlu olmasan ayrılırsın. Ama milli takım böyle değil. Orada bulunmak vazgeçilmez, değişilmez. O dönemde Fatih hocayla özel bir konuşmam olmadı. Hocamın küçük mesajları vardı hep. Ben zaten o zaman çok küçüktüm. Ama o toplantıları hatırlıyorum. Diğer oyunculara nasıl mesajlar verdiğini iyi biliyorum. Sevgisini, sinirini ve mesajını net veriyordu." ifadelerini kullandı.

"İLK MAÇIMIZDA EV SAHİBİ İTALYA'YLA OYNADIK, SONRA TOPARLAYAMADIK"

2014 Dünya Kupası yarı finalinde Almanya'nın Brezilya'yı 7-1 mağlup ettiği maçın kendisi için unutulmaz maçlar arasında olduğunu söyleyen Enes Ünal, 2010 Dünya Kupası'nda Giovanni van Bronckhorst'un gol attığı Hollanda-Uruguay maçı ve 2022 Dünya Kupası finalindeki Fransa-Arjantin mücadelelerinin çok iyi karşılaşmalar olduğunu dile getirdi.

Dünya Kupası denildiği zaman aklına gelen isimleri de sayan Enes Ünal, "Dünya Kupası deyince aklıma Ronaldo geliyor. Başkan, imparator... Ayrıca Hasan Şaş, Ümit Davala, Götze, Klose geliyor. Ama ilk sırada Ronaldo Nazario." dedi.

"BATALLA ÖNÜME BIRAKTI, BOŞ KALEYE GOL ATTIM, HER ŞEY ÖYLE BAŞLADI"

Futbola başlamasından kariyer yolculuğuna dek futbol hayatıyla ilgili önemli anları aktaran Enes Ünal, futbolla tanışmasının Sakaryaspor'da olduğunun altını çizdi.

Babası Mesut Ünal'ın Sakaryaspor'un kaptanlığını yaptığını dile getiren Enes Ünal, "Futbolla, babamla birlikte tanıştım. İlk hatırladığım anılar hep Sakarya'dan. Hatta güzel bir anım var, Tuncay Şanlı, Sakaryaspor'da babamın takım arkadaşıydı. Sürekli antrenmanlardan sonra onunla birlikte top oynuyorduk. Futbola öyle başladım. Ondan sonra Bursa'ya taşındık. Babam Bursaspor'da oynadı. Ben de Bursaspor'da futbol oynamaya başladım. Her şey çok çabuk gelişti. 12-13 yaşında vücudum oturmaya başladı, biraz kiloluydum. Ondan sonra 13 yaşından 15 yaşına kadar, 2-3 senede bir anda çok büyük sayılarda goller atmaya başladım. Hem milli takımda hem de akademi liglerinde goller attım. Ondan sonra ilk A takımla kampıma gittim, 15 yaşın sonuydu. Sonra profesyonel sözleşme imzaladım. Hikmet Karaman vardı takımın başında. Her şey çok çabuk gelişti. Ondan sonra iyi bir kamp geçti benim için. Bir iki tane gol attım. Avusturya'da kamptayken Roma'ya karşı oynadık. Orada asist yaptım. Güney Amerikalı bir forvetimiz vardı. Fazla kiloluydu. Hikmet hoca onu sildi zaten. O da bana bir avantaj oldu. İnsanın ayağına şans gelir ya, öyle bir durum oldu. Kadroya girmeye başladım. Sonra ön eleme maçları oynadık. Kötü geçti bizim için, kaybettik. Ondan sonra ligin başında şans geldi, Galatasaray maçında oyuna girdim. Batalla önüme bıraktı, boş kaleye gol attım, her şey öyle başladı. Öyle başladı ve devam etti." ifadelerini kullandı.

Milli takımın alt yaş kategorilerinde iyi performans gösterdiğini ve birçok gol attığını belirten Enes Ünal, bu durumun kendisine olan ilgiyi artırdığını dile getirdi.

Chelsea ve Alman takımlarının kendisine ilgisinin olduğunu söyleyen Enes Ünal, Avrupa'ya transferini de şu sözlerle özetledi:

"Bursaspor'la profesyonel sözleşme imzalamadan önce bir Almanya opsiyonu vardı. Ciddi anlamda düşünüyorduk onu. Çünkü babam özellikle Lewandowski hayranı. Onu, Mario Gomez'i örnek gösteriyordu bana. Alman ekolünün bana çok iyi geleceğini düşünüyordu. Öyle bir düşüncemiz vardı. Sonra İbrahim Yazıcı başkanımız vefat etti. Babam 'Enes olmaz. Bu durumda kaçıyormuşuz gibi görünür. Burası bizim kulübümüz, burası bizim şehrimiz. Senin için belki güzel bir opsiyondu, kariyerin için güzel olabilirdi ama kalmamız lazım.' dedi. O dönem öyle gelişti, iki sene kaldım. Benim için de çok güzel oldu. Bursaspor'da oynamak benim için bir gururdu. Tribünde büyüdüm, sürekli maçlarını izledim. Bursaspor'u çok seviyordum. İyi hocalarla çalıştım; rahmetli Daum, Şenol Güneş... Ondan sonra da Manchester City... Onlar zaten dünyanın her yerinde genç oyuncuları izliyorlar, takip ediyorlar. Başka bir tercih olabilir miydi? Kariyerimde o kadar çok dönüm noktası, o kadar çok şey yaşandı ki onları düşünmeye başlasam herhalde saatler sürer. Düşünmüyorum. Hayatın gerçekleri bu. Birçok kırılma, dönüm noktaları var. Aldığım bir karar kötüye ya da iyiye gitmiş olabilir. Bazen bir karar alıyorsunuz ve o an kötü bir karar aldığınızı düşünüyorsunuz ama iyi bir karara dönüşüyor. Aldığım her kararın arkasındayım. Beni ben yapan bu adımlar. Bu yolculuk beni mutlu ediyor. İyisiyle kötüsüyle hayatı yaşamak lazım. Futbol benim için çok önemli. Şu ana kadar güzel bir macera oldu ve umarım öyle devam eder."

"BANA KATKISI OLMAYAN 6 AY YAŞADIM"

Manchester City'ye gitmesiyle birlikte Türkiye'de abartı söylemlerin başladığını belirten Enes Ünal, "18 yaşındaydım, Bursaspor'da zaten doğru düzgün oynamamıştım. Süre buluyordum, milli takımlarda gol atıyordum. Onlar yatırım olarak düşündüler, plan zaten çok netti, onlarla kamplara gidecektim ve bana güzel bir Avrupa kapısı açacaklardı." diyerek İngiliz ekibine transfer olma sürecini aktardı.

Manchester City'de antrenmanlarda Vincent Kompany ve Pep Guardiola'yla yaşadığı anıları da anlatan Enes Ünal, şunları söyledi:

"Kompany büyük bir lider. Unutamayacağım isimlerden birisi. 18 yaşında Manchester City'yle kampa gidiyorsunuz. Gittiğimiz iki kampta da benimle özel konuştu, birçok soru sordu, tavsiyeler verdi. Sonrasında futbolu bıraktı, hocalığa başladı. Çok iyi şekilde gidiyor. Çapraz bağım koptuğunda da mesaj atmıştı bana. Çok büyük karakter. Guardiola'yla da şöyle bir anım var; City antrenmanlarında bana çok sert giriyorlardı. Bursaspor'da da her antrenmanda Serdar Aziz ve Civelli çok sert oynuyordu bize karşı. City'de de Kolarov sert oynuyordu. Sürekli vuruyordu. Bir gün antrenman sonrasında buz tedavisi yaparken Guardiola 'Sen ne zaman ona vuracaksın?' demişti. Hatta Messi örneğini vermişti o zaman bana. Güzel bir tecrübe oldu."

City'nin planlamasında kendisinin Avrupa'daki liglere kiralanmasının olduğunu aktaran Enes Ünal, "Beni Belçika, Hollanda gibi liglere kiralayacaklardı. İlk gittiğim takım Genk oldu, City'den önce de bonservisimi almak istemişlerdi ama City'yi tercih etmiştim. Sonra 2 sene kiralamak istediler. Gitmem iyi bir karar gibiydi ama öyle olmadığını gördüm. Eski hocalarım için kötü konuşmak istemem ama gerçekten kötü geçen, bana katkısı olmayan 6 ay yaşadım. 6 ayın sonunda City'yle karar verip vakit harcamanın gereği olmadığını düşündük. Sonra Hollanda başladı ve güzel bir başlangıç oldu. Hollanda çok güzel bir lig, bir kültür var ama o kültürün içinde bazı dönemlerde farklı futbol oynanabiliyor. Benim oynadığım dönemde her takım geriden oyun kuruyordu. Twente'nin o dönemde sıkıntıları vardı, küme düşmemek önemliydi o sezon ama ona rağmen Avrupa'yı zorladık. O liglerde oyuncu yaşları da çok genç. Hala genç takımdaymışsın gibi oluyor. Çok güzel bir macera oldu benim için." açıklamasını yaptı.

Twente'nin ardından Celtic ve Villarreal'in kendisini istediğini belirten Enes Ünal, "Celtic bir opsiyondu. Belki tercih etsem farklı olabilirdi. Villarreal de istedi, çok da büyük bonservis verdiler o sezon, transfer rekorlarını kırdılar. Ben de bu yola girmek istediğimi söyleyince İspanya macerası başladı. Türkiye'den çıktıktan sonra yerimi buldum diyebilirim. İspanya gerçekten iklim olarak, yemek olarak, insan olarak bize çok benziyor. Çok güzel 6-6,5 senem geçti, arkadaşlar edindim, çok keyifliydi benim için. Bursaspor'dan Manchester City'ye gittim. City'den Genk'e, Genk'ten NAC Breda'ya, NAC Breda'dan Twente'ye geçtim. Twente'den Villarreal'e, Villarreal'den Levante'ye, Levante'den Valladolid, Valladolid'den Getafe, Getafe'den de Bournemouth'a gittim." diyerek kariyer yolculuğunu özetledi.

"AVRUPA ŞAMPİYONASI'NA GİDECEKKEN PARMAĞIM KIRILDI"

Üst üste sakatlıklar yaşadığını hatırlatan Enes Ünal, "Her insanın hayatta başına birçok an geliyor ve pes etme raddesinde olabiliyorsun." diyerek sakatlıklara rağmen pes etmediğinin altını çizdi.

Bursaspor'da daha fazla forma giymek istediğini ancak olmadığını söyleyen Enes Ünal, "Belçika dönemimde işler istediğim gibi olmadı. Villarreal mükemmel bir proje gibi duruyordu öyle olmadı. Ondan sonra sakatlıklar. Çapraz bağ sakatlığı çok zor bir sakatlıktır, yaşayan bilir. Avrupa Şampiyonası'na gidecekken parmağım kırıldı. Tam çalışmaların karşılığını alacakken o da olmadı. Sonra döndüm, yine aynı ayağımda çapraz bağ koptu. Pes etmek en kolayı. Başkalarını suçlarsın, vücudunu suçlarsın ama bir şeyi çözmüyor. Yine döndüm, çok mutluyum. Formumu yakalamaya çalışıyorum. Bu da sıkıntılı bir dönem. Sakatlıktan döndüm. Maçlarda 5 dakika daha fazla oynamak, 10 dakika daha fazla oynamak için çabalıyorum. Bu tam bir mücadele." ifadelerini kullandı.

Bournemouth'la Premier Lig'e adım atan 28 yaşındaki oyuncu, İngiltere'deki savunma oyuncularının farkına dikkati çekti.

Kendisini zorlayan birçok isim olduğunu belirten Enes Ünal, "Premier Lig'de birçok oyuncu var. Direkt bir isim vermeyeyim ama beni en çok şaşırtan durumu söyleyeyim. Ben çok kısa oyuncu değilim ama burada birçok takım oyuncusuna karşı kendini küçük hissediyorsun. 1.90'a yakın boyum var ama güçlü değilsen kendini direkt yerde buluyorsun. Başka liglerde böyle stoper 1 ya da 2 tane oluyordu ama burada hepsi canavar gibi." diye konuştu.

"EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM MİLLİ TAKIM MAÇLARI OLUYOR"

Kariyerinde unutamadığı maçları aktaran Enes Ünal, ilk golünü attığı Galatasaray mücadelesini "Rüya gibi bir gündü." sözleriyle özetledi.

16 yaşında Süper Lig'deki ilk maçında Galatasaray'a gol atmanın çok özel olduğunu vurgulayan Enes Ünal, kariyerindeki diğer unutamadığı mücadeleleri de şöyle özetledi:

"Atletico Madrid'e karşı oynadığın maçlar hep iyi geçti. Villarreal'de oyuna girip 2 gol attığım maç var. Real Madrid'i Getafe'yle içeride yendiğimiz ve gol attığım maç var. Bunlar çok özel maçlardı. Kaybettiğim her maç da beni üzüyor. Eskiden bu durum beni çok yıpratıyordu. Ama zamanla başka bir maç olduğunu öğrenmeye başlıyorsunuz, yanı dünyanın sonu değil. Çok da yıpratmamak lazım. Ama unutamadığım, hüngür hüngür ağladığım maç var. NAC Breda'yla lige çıkma maçları oynuyorduk. Yarı final maçında oyuna girdim, 2 dakika sonra kırmızı kart gördüm. Kariyerimdeki tek kırmızı kart. Sanki dünyanın sonuydu benim için. Finalde oynayamayacağım, lige çıkamayacağız diye üzülmüştüm. Bunun dışında en çok üzüldüğüm milli takım maçları oluyor. Geride kalan Avrupa Şampiyonası var. Süre alamadım. Ayrıca Portekiz maçı. Belki çok iyi oynamadık ilk yarıda ama maç öyle bir noktaya geldi ki, onlar kontrolü kaybetti, biz oyunu yıktık. Farklı bir şey olabilirde. Portekiz bizden daha iyiydi ama bu bir gerçek. Burak Yılmaz normalde kaçırmaz. Ama işte hayatın cilvesi. Vuruş stresli değil, hayatta stres yapan bir insan da değil. Olacağı varmış. Kuralar çekildiğinde baktım çok büyük bir tarih yazmamız lazımdı. Portekiz'i deplasmanda yeneceksin, sonra deplasmanda İtalya'yı yeneceksin. Kafamda 'Kaybettik olmadı.' düşüncesi vardı. Neredeyse imkansıza yakın gibiydi. Maçtan sonra soyunma odasına girdim, Makedonya İtalya'yı yenmiş, kazansaydık onlarla eşleşiyormuşuz. Makedonya'yla da içeride oynayacaktık."

"BABAMIN GÖSTERDİĞİ O YOLU TAKİP ETTİK"

İngiltere'de çekirdek ailesiyle yaşadığını belirten Enes Ünal, eşi Lisa ve 2 çocuğuyla bir maceranın içinde olduklarını dile getirdi.

Kızının 5 yaşında, oğlunun ise 1 yaşında olduğunu söyleyen Enes Ünal, "Küçük ailemle bir maceradayız. Bursa'da doğdum. Annem ev hanımı. Evi birleştiren, hepimizi ayakta tutan kişi. Babam eski futbolcu, Mesut Ünal. Şu an Bursaspor'un altyapı koordinatörü. Klasik futbol ailesiyiz, spor ailesiyiz. Sürekli futbolla büyüdük. Babamın gösterdiği o yolu takip ettik. Kardeşlerim de aynı şekilde devam ediyor. Üç kardeşiz, iki kardeşim benden küçük, Hasan ve Burak. Onlar da futbol oynuyor, mücadeleye devam ediyorlar. Futbola yönelmemde ve futbolu bu kadar sevmemde babamın payı çok büyük. Tesislerde büyüdüm. Babam, Sakaryaspor'da oynuyordu o zaman, takımın kaptanıydı. Ben de o zamanlar 5-6 yaşındaydım. Sürekli antrenmanlara götürüyordu beni. Takımın maskotu gibiydim. Maç günlerini hatırlıyorum, Sakaryaspor'un şefi vardı, o alıyordu beni evden. Birlikte gidiyorduk. O zaman bir de kontroller o kadar çok yoğun değildi. Devre arasında, maçtan sonra sürekli sahaya giriyordum. Hep öyle büyüdüm. Ondan sonra babam Bursaspor'a döndü. Küçüklüğüm hep futbolla geçti." diye konuştu.

"SAHİL KASABASINDAN NE BEKLERSENİZ BURADA O VAR"

Sakin bir insan olduğunu ve normal yaşamayı sevdiğini dile getiren Enes Ünal, düzenli ve sakin bir hayatının olduğunu söyledi.

Bunun sıkıcı olduğunun düşünülebileceğini sözlerine ekleyen Enes Ünal, "İzin, tatil olmadığı sürece rutini seviyorum. Rutin beni rahatlatıyor, hoşuma gidiyor. Genel rutinlerim var. Onun dışında eşimle birlikte çocuklarla vakit geçiriyoruz. Ama eşime sorarsanız büyük bir ihtimalle sakin olmadığımı söyleyebilir. Bazen biraz parlayabiliyorum. En sakin olmadığım yer büyük bir ihtimalle saha. İki farklı karakter gibi. O da beni çok iyi dengeliyor aslında. Dışarıda sakin olup, sahada enerjiyi içimden atmak rahatlatıyor." diye konuştu.

Kendisini tanımlayan üç kelimenin "inatçı, disiplinli ve sakin" olduğunu belirten Enes Ünal, İngiltere'deki yaşamıyla ilgili de şunları söyledi:

"İngiltere'de yaşamak çok güzel. Bournemouth sahil kasabası gibi. Hava güneşliyken çok güzel, doğası, denizi, sahili çok güzel. Ama genelde rüzgarlı bir bölge. Sahil kasabasından ne beklerseniz burada o var. Sakinlik, düzen var. Ailem çok mutlu, kızım çok mutlu. Okula gidip geliyor. Ama bu kadar sakinlik bana göre değil. Her sabah çocuklarla 7'de kalkıyoruz. Birisini okula hazırlıyoruz, diğeriyle top peşinde koşuyoruz. Sonrasında antrenmana gidiyorum. Kızımın okulu bitince onu okuldan alıyoruz. Hava güzelse sahile gidiyoruz. Hava kötüyse ki aralık, ocak ve şubatta öyle oluyor, o zaman evdeyiz. Sahilde kışın denize giriyoruz. Sauna var, o bayağı iyi geliyor. Köpeklerimiz var, onlarla yürüyoruz. Emekli hayatı gibi. Köpeklerden birisi golden, diğeri de pomeranian, onu köpekten saymıyorum. Zaten 50 metre yürüyünce dönmek istiyor."

Kaynak: Bursada Bugün

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.